» LYS Edebiyat Soru ve Cevapları

İlk Yayınlanma: 26.06.2010




26 Haziran 2010 Cumartesi günü saat 10:00'da başlayarak tek oturumda gerçekleştirilen sınav, 120 dakika sürdü. LYS-3'te Türk Dili ve Edebiyatı, Coğrafya-1 testleri yer aldı. Türk Dili ve Edebiyatı testinde 56 soruya 85 dakika, Coğrafya-1 testinde 24 soruya 35 dakika cevaplama süresi verildi.


LYS Soru ve Cevaplarını İndirmek İçin tıklayınız:


LYS Edebiyat Soru ve Cevapları

 

Eğer indirmede sorun yaşıyorsanız ÖSYM'nin sitesinden indirmek için:

Türk Dili ve Edebiyatı Testi Soru Kitapçığı ve Cevap Anahtarı

 

 

 

İlgili Dosyaları okuyabilmek için bir PDF okuyucu (Adobe Reader vb.) programınızın olması gerekir. Eğer ilgili programınız yoksa aşağıdaki metinler size kabaca yardımcı olacaktır.

 

T.C. YÜKSEKÖĞRETİM KURULU
YERLEŞTİRME MERKEZİ
Ö S Y M
ÖĞRENCİ SEÇME VE
26 HAZİRAN 2010
LİSANS YERLEŞTİRME SINAVI 3
EDEBİYAT COĞRAFYA SINAVI
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI TESTİ SORU KİTAPÇIĞI


1. Hayatta iki tür insan vardır: Birinci gruptakiler, hayata
eldivenle dokunanlar; ikinci gruptakiler, hayata eldivensiz
dokunanlar. Hayata eldivenle dokunanların hiç
yıpranmamak gibi bir ayrıcalıkları vardır. Eldivensiz
dokunmaya görün acır, yanar canınız. Ama her şeyi
daha derinliğine duyumsar, daha yoğun yaşarsınız.
Sanatçının bunlardan birini seçme lüksü yoktur. O,
hayata eldivensiz dokunanlardandır.
Bu parçada geçen “sanatçının hayata eldivensiz dokunması”
sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden
hangisidir?
A) Ümitlendirici ortamlar yaratma
B) Yaşamdaki güçlükleri doğrudan anlatma
C) Yaşanılanları bir değerlendirmeden geçirme
D) Olayları düş gücüyle yeniden yaratma
E) Yaşama yeni anlamlar yükleme
2. Özellikleri yönünden hiçbir akım içinde yer almayan
şairler var. Bunlar, kendi kuşağından olanların yazdıklarına
da benzemeyen bir şiir yazıyorlar. Bir kuşak
ya da gruba katılmadıkları için şiirlerinin bulutsu bir
görünüşü var. Bunları yazanlar, kendilerine özgü bu
şiirlerle şiirin bir mozaik olduğunu önümüzdeki birkaç
yıl içinde gösterecekler.
Bu parçadaki altı çizili sözlerle anlatılmak istenen
aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?
A) Özellikleri ve sınırları belirgin olmayan – çeşitlilik
içeren
B) Düş gücüne ağırlık veren – teknik açıdan kusursuz
C) Duyguları devindiren – sanat değeri taşıyan
D) Belirli konular üzerinde yoğunlaşan – birçok ögesi
olan
E) Kendinden öncekileri yadsıyan – okur duyarlığına
seslenen
3. Aşağıdaki dizelerin hangisinde eylem, nedeniyle
birlikte verilmiştir?
A) İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize atlarcasına
B) Uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Dinleneceksin bir kum tanesi, bir yaprak gibi
C) Kederi de yaşamalısın bütün benliğinle
Acılar da sevinçler de olgunlaştırır insanı
D) Yaşadın mı yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Koklamaktan bitkin düşmüşçesine bir çiçeği
E) İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
4. (I) Rus edebiyatının hiçbir kahramanı, ne Raskolnikov
ne Mişkin ne de Prens Andrey eski Rus insanını hatta
tüm Doğuluları “Oblomov” kadar açıklıkla, en özlü
yanıyla temsil edebilir. (II) Doğu, belki de ilk kez Gonçarov’un
bu büyük yapıtında kendi kendini tanımaya,
Batı’dan farkını anlamaya başlamıştır. (III) Oblomov,
çiftliği, köleleri olan bir derebeyidir, bu düzen değişince
ekmeğini kendi kazanan insanlar arasında yaşamaya
başlar. (IV) Böyle yaşamaya hazır olmayan iradesini
yitirir ve Oblomov, ölüme benzeyen bir uyuşukluğa
gömülür. (V) Ancak Gonçarov, büyük romancılarda
görülen “yaşamdaki dram karşısında gülümseme”
sini hiç eksik etmez, okurunu da gülümsetmeyi
başarır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde
romanı özetlemeyi amaçlayan bir nitelik vardır?
A) I. ve III. B) II. ve IV. C) II. ve V.
D) III. ve IV. E) IV. ve V.


2
5. Karikatür insanların, varlıkların, olayların hatta duygu
ve düşüncelerin gülünç yanını yakalayıp bunu abartılı
I II III
çizimlerle gülmecesel bir anlatıma dönüştürme sana-
IV V
tıdır.
Bu parçadaki numaralanmış sözcüklerden hangisi
yalnızca çekim eki almıştır?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
6. Kıyıköy’ün eski adı Midye. Kazandere ile Pabuçdere’nin
denize döküldüğü yerde, yüksek bir kayalığın
I
üzerinde kurulu. Bu ilginç konumunun yanı sıra daracık
sokakları, eski ahşap evleri ve balıkçı yaşantısı,
burayı büyüleyici hâle getiriyor. Bir zamanların zor
ulaşılır balıkçı köyü, artık keşfedilmiş bir yer. Kıyıyı
II III
izleyen orman yolları, Kıyıköy ve İğneada arasında
IV
da aynı şekilde uzayıp gidiyor.
V
Bu parçadaki numaralanmış fiilimsilerden hangisi
sıfat olarak kullanılmamıştır?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
7. (I) Yaşlılığın erdemleri üzerine bugüne değin neler
söylenmemiş neler yazılmamış… (II) Cicero, Yaşlılık
adlı yapıtında nasıl da över, yüceltir yaşlılığı; insanın
bilgeleştiği, yaratma gücünün doruğa ulaştığı bir dönem
diye adlandırır. (III) Yaşamın gerçek anlamına
ancak bu dönemde ulaşırmış kişi. (IV) Çünkü yaşlılık,
deneyime dayalı, kavrama ve algılama gücünü
keskinleştirip geliştiren bir okulmuş. (V) Bundan da
öte, insanı değişik yönlerden durultup dinginleştiren,
tutkuların her türünden arındıran sessiz bir güçmüş
yaşlılık.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak
aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
A) I. cümle, biçimce olumsuz fiil cümlesidir.
B) II. cümle, bağımlı sıralı cümledir.
C) III. cümle, bileşik cümledir.
D) IV. cümle, olumlu, kurallı cümledir.
E) V. cümle, devrik isim cümlesidir.
8. Okuma alışkanlığının gelişmemiş olması, bireylerin,
yaşamı yeterince kucaklayamaması, olup bitenleri
anlayamaması ve takvim yaşlarını dünyada birkaç
yüzyıl yaşamışçasına engin bir zenginlikle donatamaması
sonucunu doğurur.
Bu cümlede aşağıda verilenlerden hangisi yoktur?
A) Yer yön belirteci
B) Kalma durumu eki almış sözcük
C) Adlaşmış sıfat
D) Yeterlik fiilinin olumsuzuyla çekimlenmiş sözcükler
E) Belgisiz sıfat


3
9. Giderek sevgisizleşen çevremize, duyguların “fast
food” mutfağından çıkışına bakıyorum ( ) Her konuda
acelemiz var. Öylesine acelemiz var ki yaşamaya zaman
kalmıyor. Gülüşlerimiz de beklentilerimiz de bir
örnek ( ) İnsan olmaya ( ) “Her şey bir insanı sevmekle
başlar ( )” sözünü anımsamaya ayıracak bir
saniyemiz bile yok. Ya da Gülten Akın’ın dediği gibi
“Ah kimselerin vakti yok, durup ince şeyleri anlamaya
( )”
Bu parçada ayraçlarla ( ) belirtilen yerlere aşağıdakilerin
hangisinde verilen noktalama işaretleri
sırasıyla getirilmelidir?
A) (…) (.) (;) (,) (.) B) (.) (…) (,) (,) (!)
C) (.) (…) (:) (,) (…) D) (.) (.) (,) (.) (!)
E) (…) (.) (;) (.) (.)
10. 1920’li yıllardı. Bizim evde dedem utunu yanından hiç
I II
eksik etmezdi. Gramofondan klasik Türk müziği din-
III
lerdik o yıllarda. İstanbul Şehir Tiyatrolarında Muhsin
IV
Ertuğrul’un sahneye koyduğu oyunları kaçırmazdık.
Ayrıca öğretmenlerimiz de bizi kitap okumaya yön-
V
lendirirdi.
Bu parçadaki numaralanmış sözlerin hangisinde
bir yazım yanlışı vardır?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
11. (I) Romancı, romanını yazarken kendi yaşamından
da başkalarının yaşamından da yararlanabilir.
(II) Ama romanını salt kendi yaşamına dayandırmaya
kalkışırsa gündelik yaşamın ayrıntılarıyla kurmaca
dünyanın, bir başka deyişle romanın kuralları çatışır.
(III) Bu çatışma yüzünden kurguda başarı sağlanamaz.
(IV) Yazarına ne kadar ilginç ne kadar vazgeçilmez
gelirse gelsin, roman, okuru ilgilendirmeyen bir
yığın ayrıntıyla dolar. (V) Günlük yaşamın ayrıntılarıyla
kurmaca dünyanın ayrıntıları birbirine benzemez.
(VI) Kurmaca dünya ile ilgili ayrıntıların o dünya içinde
belirli işlevleri vardır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinden
sonra düşüncenin akışına göre “Oysa gündelik
yaşam, işlevsel olmayan ayrıntılarla doludur.” cümlesi
getirilebilir?
A) I. B) III. C) IV. D) V. E) VI.
12. “İnsanların işine yaramayan bir mesleği yapmaktan
utanç duyardım.” Bana bu sözü, Aşağı Fırat Bölgesi’
nde MÖ 4000 yıllarını araştıran Çinli bir arkeolog söyledi.
Kazıdan çıkardıklarını bilgisayara göndermek
üzere kodlamaktaydı o sırada. İlk bakışta binlerce yıl
öncesinin bir çömlek parçasını ya da bozkır toprağını
araştırmayı amaçlayan bir çalışmanın, bilim çevreleri
dışındaki insanların ne işine yarayacağı sorulabilir.
Tıpkı sözcükleri yan yana, alt alta sıralayarak şiir yazmanın
ne işe yaradığının sorulabileceği gibi. Ama günümüzden
6000 yıl önce Sümerlerin kumlu toprakta
bitki yetiştirmenin gizini bulduğunu ortaya çıkarmak,
arkeolojinin insanlığa bir armağanıdır. Bunun gibi ben
de sıkıntılı günlerimde Neruda ve Nazım’la konuşarak
yaşamımı yönlendirirken şiirin bu yararını nasıl göz
ardı edebilirim.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi
yoktur?
A) Tanımlama B) Alıntı
C) Nesnel veriler D) Karşılaştırma
E) Terimler


4
13. Sanırım Ayvalık’ın havasından, sabahları çok erken
uyanıyorum bu rüzgârlı bayırda. Uyanınca soluğu
bahçede alıyorum. Belki de yaşlılık romantikliği benimkisi.
Doğa sessiz ama büyük bir öğretmendir. İlgilendikçe
hepsinin adlarını birer birer öğreniyor, ateş
çiçeğine yıldız çiçeği, sardunyaya ortanca demiyorum.
Gülleriyse renkleriyle, boylarıyla adlandırıyorum:
çalı gülü, bodur gül… Görünüşleriyle, huylarıyla bile:
narin gül, şımarık gül, mahzun taze… Güllerden birini
tırmanıcı gül sanıp bahçe kapısının arkasına dikmişler.
Oysa değil. Tırmanmak bir yana, boynunu bükmüş
hep öyle duruyor. “Mahzun taze” dediğim o. “Şımarık
gül”ün sabah kahkaha atarak uyandığını söylesem
inanmazsınız.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi
yoktur?
A) Kişileştirme B) Örnekler
C) Sözde soru cümlesi D) Çoğullaştırmalar
E) Eksiltili cümle
14. Yaşadığımız günleri duyurur bize edebiyat dergileri.
Yaşamı kalıcı yanlarıyla verir. Hele en taze şiirler, dizeler!
Ataç, “Ölürken bana en genç şairin en son şiirinden
dizeler okusunlar.” demiş. Ben de her sabah
uyanır uyanmaz, her gece yatmadan önce, en yeni
dizeleri okurum. Taze dizelerle yaşamak kadar kişiyi
gençleştiren, yaşama bağlayan bir şey olamaz. Ne
demiş Baudelaire: “Sağlıklı bir kişi yirmi dört saat ekmeksiz
yaşar ama şiirsiz asla.” Şiir okumanın tadını
alırsanız siz de hak verirsiniz bu söze.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden
hangisi söylenemez?
A) Tanıklıklardan yararlanılmıştır.
B) Olasılık dile getirilmiştir.
C) Koşul belirtilmiştir.
D) Öznellik ağır basmaktadır.
E) Nitelendirmelerden yararlanılmıştır.
15. Uzakta bir sürü gördük. Bizim yaklaştığımızı anlayınca
otlamak için yere eğilmiş olan başlar, hep birden
dikildi. Ceylanlar hiçbir tayda görmediğim ince, çevik,
zemberekli bir hareketle koşmaya başladı. Arka ayakları
pervane gibi işledi, kumu birden köpürttü. Biraz
ötede askerce bir düzenle yine durdu. İçlerindeki teke
aralarından ayrıldı, geriye döndü, dikildi ve bekledi.
Bu, sürüsüne kaçma fırsatı vermek için kendisini feda
etmek istediği anlamına geliyordu. Biz de onun kaçıp
rahatça sürüsüne katılması için otomobili durdurduk.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine
başvurulmamıştır?
A) Betimlemeye B) Öykülemeye C) Açıklamaya
D) Benzetmeye E) Kanıtlamaya
16. Yazarın kendisi değil, seçtiği anlatıcılar kurmaca dünyada
yaşar. Anlatıcıların her biri de diğer kahramanlar
gibi, yazarın yarattığı kurmaca dünyanın dışına çıkamazlar.
Ne var ki ----. Bu yüzden kurguladığı bir romanda
kahramanları ile özdeşleştirilen veya kurgu
olan bir olayın gerçekmiş gibi kabul edilmesinden yakınan
birçok yazar vardır. Umberto Eco’nun bir okurunun,
yazarın anlattığı sokakta çıkan yangını göremeyişine
kızması, Genç Werther’in Acıları’nda anlatılanların
yaşanmış gibi algılanmasının intihar oranını artırması,
okurların edebiyattan nasıl etkilendiklerinin
bir göstergesidir. Bu tür olaylar, “Edebiyat nedir ve
yaşamı nasıl etkilemektedir?” sorusuna verilecek birçok
yanıt olduğunun kanıtıdır.
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden
hangisi getirilmelidir?
A) çoğu okurun dünyasında, gerçek ve kurmaca
kavramları, ayrılmayacak kadar birbirine girmiştir
B) edebiyatın, insandan çıkıp yine insana dönen bir
yaratıcı yazı etkinliği olduğu unutulmamalıdır
C) anlatıcı, kişisel olmayan, evrensel değerleri göstermeye
çalışmalıdır
D) yazarların yapıtları, yaşamlarından bağımsız düşünülmelidir
E) ünlü yazarların, hep dikkate değer konuları ele
alacağı yönünde yaygın bir kanı vardır


5
17. Dilin kültürle, düşünce dünyasıyla iç içe olduğu hiçbir
zaman göz ardı edilmemeli. Bu yüzden daha dil öğrenme
aşamasında çocuklarımıza Türkçenin tadını
duyurmak zorundayız. Bu da ancak değerli yapıtlar
okunarak olacaktır. Bugün yazık ki çocuklar Türkçeyi,
televizyonda seyrettikleri, anlatımı bozuk ve yabancı
kültürlere ait çizgi filmlerden öğreniyorlar. Masallarımızın,
bilmecelerimizin, tekerlemelerimizin, türkülerimizin
dili ve o dili besleyen kaynak, giderek yok olmakta.
Biz dilimizi korumayı sadece, “Şu sözcüğü
kullandın, bunu kullanmadın.” biçiminde algılarsak bir
gün geri dönüp baktığımızda ağzımızdan çıkan sözcüklerin,
Türkçe göründüğü hâlde Türkçenin sıcaklığını
taşımadığını büyük bir sarsıntıyla anlayacağız.
Bunun sonucunda sanki bir yabancının Türkçe konuşması
gibi garip bir Türkçe ortaya çıkacaktır.
Bu parçada dilimizle ilgili olarak aşağıdakilerden
hangisine değinilmemiştir?
A) Etkileşim içinde olduğu ögelere
B) Korumanın önemine
C) Öz değerlerini yitirmesine yol açacak etkenlere
D) Söz varlığının zenginliğine
E) Duyarlığımızın nasıl oluşturulabileceğine
18. Masallar, dokusundaki kendine özgü şifrelerle, hâlâ
sırrına erişilmemiş bilgelikleri, insanlığın ve hayatın
gizemlerini barındırır. Atalarımızdan kalan birçok değerin
erken yaşlarda, bilinçaltımıza yerleşmesini sağlar.
Böylesine önemli olan masalların yaşatılması,
üzerinde önemle durulması gereken bir konudur. Biz
de bununla ilgili olarak kayıp masallar konusunda bir
çalışma başlatmaya karar verdik. Konuyla ilgili ön
araştırma yapmak için gittiğimiz yörük köyündeki bir
eve misafir olduk. Evin on yaşındaki oğluna, “Biz yakında
tekrar geleceğiz. O zamana kadar ninelerinden
masal öğrenir misin?” dedim. Çocuğun cevabı şöyleydi:
“Tamam, ben İnternetten indiririm hemen.” Çocuk,
ninesi yerine İnterneti tercih etmişti. Karşılaştığımız
bu üzücü durum, tıpkı masallardaki gibi pek
çok şeyi anlatıyordu.
Bu parçada söylenenlerden aşağıdakilerin hangisi
çıkarılamaz?
A) Yaşamımıza bilgisayarların giderek egemen olduğu
B) Halkın ortak yaratılarının ancak belirli yerlerde
korunabildiği
C) Büyüklerden masal dinleme geleneğinin zayıfladığı
D) Çocukların duygu ve düşünce dünyasını biçimlendirmede
büyüklerin etkisinin azaldığı
E) Masallarla birlikte kimi kültürel değerlerin yok olmaya
başladığı
19. Yazarlar herkesten daha iyi gözlemcidir. Birisinin caddede
karşıdan karşıya geçişi, birbirini tanımayan insanların
göz göze gelişi sırasında yaşanan anlık gerilim,
bir dudak bükme, köpeğin kediyi kovalayışı…
Bunların tümü gerçek hâllerinin imgeye dönüştürülmüş
biçimiyle yazarların kurmaca metinler için kullandıkları
görüntülerdir. Ayrıca aralarına yazınsal bir tutkal
gibi düşsellik de girer hatta olmazsa olmazlardandır.
Çünkü düşleri boğulmuş, belirli söylem kalıplarının
içine sıkışmış, sözcük dağarcığı gibi düş dünyası
da sürekli zenginleşmeyen bir yazarın yaratıcılığı ister
istemez donup kalacaktır. Böyle bir yazar herkesin
bildiği, sıradan değerlerle yetinecektir.
Bu parçada, bir yazarda bulunması gereken nitelikler
arasında aşağıdakilerden hangisine yer verilmemiştir?
A) Zengin bir çağrışım dünyasına
B) Yorumlama gücünün gelişmişliğine
C) Yaşanılan gerçeklere sıkı sıkı bağlı kalmaya
D) Alışılmış anlatım biçimlerinin dışına çıkmaya
E) Sürekli yenilik arayışı içinde olmaya


6
20. Hepimiz dünyaya geldiğimizde bir toplumun, ailenin,
kimliğin içinde buluruz kendimizi. Edebiyat işte bu kalıpları
kırma arayışından doğar. Hayal ve gerçek, yaşam
ve ölüm, ben ve öteki arasındaki bütün duvarları
bir bir yıkar. Böylece kendine özgü bir biçimde, hayatın
ve insanın özüne eğilebilmeyi, ona sevgiyle bakabilmeyi
olanaklı kılar. Çünkü roman, öykü, şiir gibi
edebiyat ürünleri bir başkasının acısını iliklerinde hissedebilme,
kendini bir başka insanın yerine koyabilme
yeteneği kazandırır. Çok farklı kesimlerden insanlara
seslenir, onların kapılarını çalar; buyur edilir. İnsanlar
ve toplumlar arasında köprüler kurar.
Bu parçada edebiyatın işlevleri arasında aşağıdakilerden
hangisine yer verilmemiştir?
A) Toplumsal sorunlara çözümler getirme
B) Yerleşik değerleri sorgulama gücüyle donatma
C) İnsanların birbirini anlamasını kolaylaştırma
D) Kültürleri birbirine yakınlaştırma
E) Yaşamı, özgün bir yaklaşımla algılamayı sağlama
21. Aşağıdaki dizelerin hangisinde ayraç içinde verilen
sanat yoktur?
A) Bizden evvel buraya inen üç dört arkadaş
Kurmuştular tutuşan ocağa karşı bağdaş
(Mürsel mecaz)
B) Karlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdü
Kar değil, gökyüzünden yağan beyaz ölümdü
(Tezat)
C) Sardı katil gece dünyayı siyah bir kefene
Bir emel yıldızı göz kırpıyor ancak aradan
(Teşhis)
D) Öyle bir boşandın ki çöle benzer ömrüme
Bir Nuh tufanı oldu, sel değil, sağanak değil
(Telmih)
E) Çiziyorum havaya dünyamı bir çiçekle
Ve hayran bakıyorum bu rüya gibi şekle
(İstifham)
22. (I) Onun şiirlerinde, masal, şiir, deyiş gibi halk edebiyatı
ürünlerinin etkisi görülür. (II) Halk diline yaklaşmaya
da özen gösteren bu sanatçının dizeleri toprak
kokan yağmur damlaları gibidir. (III) Satırların arasından
dökülür okuyucunun duygu dünyasına. (IV) Davetkârdır,
sizi kendi dünyasına yavaşça çekip alır.
(V) O sesi ne zaman duydunuz, eşiği ne zaman geçtiniz,
anlayamazsınız bile. (VI) Bu anlamda, resimleri
de şiirleriyle büyük benzerlik gösterir sanatçının.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangilerinde
sanatlıca bir söyleyiş yoktur?
A) I. ve IV. B) I. ve VI. C) II. ve V.
D) III. ve IV. E) V. ve VI.
23. Paylaşırsa dost paylaşırmış
İnsanın derdini, sevincini
Dost ümidiyle ortalığa düşmeye gör
Hangi kapıyı çalsam kimseler yok
Hangi omza dokunsam yabancı çıkar
Aşağıdakilerden hangisi içerdiği duygu yönünden
yukarıdaki şiire anlamca en yakındır?
A) Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı
B) Hep seninçündür benim dünyâ cefâsın çektiğim
Yoksa ömrüm varı sensiz neyleyim dünyâyı ben
C) Gülmek ol gonceye münâsibdir
Ağlamak bu dil-i hazîne gerek
D) Bülbüller öter güller açar şâd gönül yok
Hiç böyleliğin görmemişiz fasl-ı bahârın
E) Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın
görmüşüz
Biz neşâtın da gamın da rûzgârın görmüşüz


7
24. Olmuyor neyleyim
Olmuyor velinimetim efendim
Olmuyor yirminci asırda
Tarz-ı kadîm üzre gazeller söylemek
Bu dizelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi
söylenemez?
A) Eski edebî anlayışa karşı çıkan bir anlayış dile
getirilmiştir.
B) Yabancı kökenli sözcükler kullanılmıştır.
C) Yinelemeye başvurulmuştur.
D) Farklı duygular uyandırma amacı güdülmüştür.
E) Devrik cümlelerin etkileyiciliğinden yararlanılmıştır.
25. Ne halk türküleri ne de halk oyunları, ilk biçimlerini
koruyabilir. Bunlar yayılma sürecinde birçok kez değişmiş,
kimi zaman bu değişmelerle zenginleşmiş, kimi
zaman da bayağılaşmıştır. Bu değişiklikleri yapanların
da kim olduğu bilinmez.
Bu sözler aşağıdaki kavramlardan hangisini akla
getirmektedir?
A) Yöresellik B) İçtenlik C) Anonimlik
D) Abartılılık E) Yalınlık
26.
I. Yüceltilmiş sözlerle yazılan, kahramanın iyi bir
durumdan kötü bir duruma düşmesiyle duygusal
arınmayı sağlayacak acıma ve korku duygularına
yönelen oyun türü.
II. İnsanların ve olayların ilginç yanlarını, güldürmek
ve düşündürmek amacıyla sahneye yansıtan
tiyatro türü.
III. Ortaoyununda olduğu gibi, önceden yazılmış bir
metne dayanmadan, sahnede akla gelen sözlerle
oynanan halk tiyatrosu türü.
IV. Romalılar tarafından ortaya atılan, Türk edebiyatına
Tanzimat Döneminde giren, yalnız işaretlerle
oynanan sözsüz tiyatro oyunu.
Aşağıdaki terimlerden hangisinin tanımı yukarıda
verilmemiştir?
A) Monolog B) Pandomim C) Tuluat
D) Komedi E) Tragedya
27.
I. Makale açıklayıcı nitelik
II. Otobiyografi 3. kişili anlatım
III. Köşe yazısı güncel sorunlar
IV. Hitabet seslenme sözleri
V. Masal tekerlemeler
Yukarıdaki numaralanmış terimlerden hangisi,
karşısındakiyle ilişkilendirilemez?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
28. Bende Mecnûn’dan füzun âşıklık isti’dadı var
Âşık-ı sâdık benim Mecnûn’un ancak adı var
Kıl tefâhur kim senin hem var benim tek âşıkın
Leyli’nin Mecnûn’u Şîrîn’in eger Ferhâd’ı var
Bu dizeler aşağıdaki nazım şekillerinden hangisiyle
yazılmış olabilir?
A) Muhammes B) Şarkı C) Rubai
D) Gazel E) Mesnevî


8
29. Siyah ebrûların duruben çatma
Gamzen oklarını âşıka atma
Sana gönül verdim beni ağlatma
Benim gözüm nuru gönlüm sürûru
I. 11’li hece ölçüsüyle oluşturulmuştur.
II. Divan mazmunlarından yararlanılmıştır.
III. Konusu aşktır.
IV. Nazım türü ağıttır.
V. Zengin uyak kullanılmıştır.
Yukarıdaki dizelerle ilgili olarak verilen numaralanmış
bilgilerden hangileri yanlıştır?
A) I. ve II. B) I. ve III. C) II. ve V.
D) III. ve IV. E) IV. ve V.
30. Güneş çekildi demin Gidene bak gidene
Doğdu bir cenk akşamı Güller sarmış dikene
Bu bütün günlerimin Mevlâ sabırlar versin
İçime denk akşamı Gizli sevdâ çekene
I. 7’li hece ölçüsüyle oluşturulmuştur.
II. Uyak (kafiye) şemaları aynıdır.
III. Nazım birimleri aynıdır.
IV. Doğaya özgü ögelerden yararlanılmıştır.
V. Bir dilek belirtilmiştir.
Yukarıdaki numaralanmış bilgilerden hangileri verilen
şiirlerin ortak özelliği değildir?
A) I. ve II. B) I. ve III. C) II. ve V.
D) III. ve IV. E) IV. ve V.
31. Aşağıdakilerin hangisi Karagöz oyununun özelliklerinden
biri değildir?
A) Ciddi ve ağırbaşlı bir hava taşıma
B) Müzikten yararlanma
C) Usta-çırak geleneği içinde sürdürülme
D) Tiplerin aynı kişi tarafından seslendirilmesi
E) Değişik ağız ve ses taklitlerine dayanma
32. Türk edebiyatının gelişimi içinde divan edebiyatı varlığını
13-19. yüzyıllar arasında sürdürdü. Bu edebiyatın
başlıca özellikleri şöyle sıralanabilir: Sanatta ku-
I
rallara bağlı olmak, öncelikle konuşma dilinden yarar-
II
lanmak, yüksek tabakaya seslenmek, belirli türlerin
III IV
ve kalıpların dışına çıkmamak, Arapça ve Farsçanın
V
dil kurallarını benimsemek.
Bu parçadaki numaralanmış sözlerden hangisi
divan edebiyatının bir özelliği değildir?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.


9
33. Ahlakla ilgili öğütler veren, türlü hayat görüşlerini yansıtan,
özdeyiş niteliğindeki sözlerin ağır bastığı gazellere
hikemî gazel denir. Bu tarzdaki gazelleriyle ----
ün salmıştır.
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıda verilenlerden
hangisi getirilmelidir?
A) Bâkî B) Fuzûlî C) Nedîm
D) Nef’î E) Nâbî
34. Aşağıdaki dizelerin hangisinde özellikle Tanzimat
Dönemine özgü bir kavram yoktur?
A) Memleket bitti yine bitmedi hâlâ sen ü ben
Bize bu hâl ile bizden büyük olmaz düşmen
B) Olmuş insâna taasub bir onulmaz illet
Hüsn-i tedbîrin ile kurtulur andan millet
C) Felek her türlü esbâb-ı cefâsın toplasın gelsin
Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azîmetten
D) Kanı ol gül gülerek geldiği demler şimdi
Ağlarım hâtıra geldikçe gülüştüklerimiz
E) Ne efsûnkâr imişsin âh ey dîdâr-ı hürriyyet
Esîr-i aşkın olduk, gerçi kurtulduk esâretten
35. (I) Tanzimat Dönemi tiyatrosunda çeşitli konular işlenir.
(II) İşlenilen konular, genellikle toplumsal boyutlu
nitelikler taşır. (III) Örneğin Namık Kemal’in Zavallı
Çocuk ve Gülnihal adlı yapıtlarında vatan konusu işlenmiştir.
(IV) Recaizade Mahmut Ekrem, Ahmet Mithat,
Abdülhak Hamit, Teodor Kasap gibi sanatçılar da
tiyatro alanında yapıtlar ortaya koymuşlardır. (V) Bu
alanda ürün verenler klasisizm ve romantizm akımlarının
etkisinde kalmıştır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde
bilgi yanlışı vardır?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
36. Servet-i Fünûn Edebiyatını oluşturan şairler arasında
----, ----; öykücü ve romancılar arasında ----, ---- adlarını
sayabiliriz.
Bu cümlede boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden
hangisi sırasıyla getirilmelidir?
A) Ziya Paşa’nın – Namık Kemal’in – Recaizade
Mahmut Ekrem’in – Ahmet Mithat Efendi’nin
B) Tevfik Fikret’in – Cenap Şahabettin’in – Halit Ziya
Uşaklıgil’in – Mehmet Rauf’un
C) Abdülhak Hamit Tarhan’ın – Muallim Naci’nin –
Şemsettin Sâmi’nin – Nabizade Nâzım’ın
D) Mehmet Emin Yurdakul’un – Mehmet Âkif Ersoy’
un – Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın – Ahmet Râsim’in
E) Ahmet Hâşim’in – Yahya Kemal Beyatlı’nın –
Halide Edip Adıvar’ın – Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun
37. Servet-i Fünûn şiiri ile Fecr-i Âtî şiirinin başlıca özellikleri
arasında ilk olarak, kullanılan malzemedeki
birlik dikkati çeker. Fecr-i Âtî şiirinin başlıca temaları,
I
Servet-i Fünûn şiirinde olduğu gibi, aşk ve doğadır.
Aşk kadar doğa betimlemeleri de tümüyle özneldir.
II
Dilde Servet-i Fünûncuların tuttuğu yol benimsenerek
III
şiir diline Arapça ve Farsçadan yeni sözcükler alınmış,
konuşma dilinden uzaklaşılmıştır. Vezin, yine
IV
aruzdur. Ancak Fecr-i Âtîciler de Servet-i Fünûncular
V
gibi sembolik şiirden uzak durmuştur.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisinde
bilgi yanlışı vardır?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.


10
38. Tevfik Fikret’in şiirlerinin özellikleriyle ilgili olarak
aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
A) Aruzun kalıplarını müzikaliteleri bakımından ilk
kez değerlendiren odur.
B) Kimilerinde konuşma dilinin anlatım özelliklerini
kullanmıştır.
C) Özellikle Türkçe sözcüklere yer vermiştir.
D) Divan nazmının müstezat şeklini değiştirerek yeni
bir nazım şekli oluşturmuştur.
E) Uyak düzenine büyük bir serbestlik getirmiştir.
39. ----, Tasvir-i Efkâr’da yayımlanan “Lisan-ı Osmanînin
Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazâtı Şâmildir” adlı
makalesinin ---- Dönemindeki dil anlayışını belirleyecek
düzeyde bir içeriği vardır.
Bu cümlede boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden
hangileri sırasıyla getirilmelidir?
A) Namık Kemal’in – Millî Edebiyat
B) Şinasi’nin – Tanzimat
C) Recaizade Mahmut Ekrem’in – Servet-i Fünûn
D) Tevfik Fikret’in – Fecr-i Âtî
E) Yahya Kemal Beyatlı’nın – Cumhuriyet
40. Aşağıdaki yapıtlardan hangisi tür bakımından ötekilerden
farklıdır?
A) Mahur Beste B) Sürgün
C) Ölmez Otu D) Makber
E) Aylak Adam
41. Şairler Topluluklar Akımlar
---- Servet-i Fünûn Batıcılık
Ziya Gökalp ---- Türkçülük
Namık Kemal Encümen-i Şuarâ ----
Yukarıda şairlerin, içinde yer aldıkları topluluklar
ve savundukları düşünce akımları verilmiştir. Tablodaki
boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden
hangisi getirilmelidir?
A) Ahmet Hamdi Tanpınar – Beş Hececiler – Türkçülük
B) Mehmet Âkif Ersoy – Genç Kalemler – Batıcılık
C) Tevfik Fikret – Genç Kalemler – Osmanlıcılık
D) Yahya Kemal Beyatlı – Yedi Meşaleciler – Osmanlıcılık
E) Tevfik Fikret – Beş Hececiler – Batıcılık
42. Memleketi ve memleket gerçeklerini yansıtmayı
amaçlayan Millî Edebiyat Dönemi roman ve öyküsünün
anlatımı, büyük ölçüde gözlemci gerçekçiliğe dayanır.
Bu dönemin ünlü yazarlarından biri olan ----
gerçekçilik akımına bağlı kalmıştır.
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıda verilenlerden
hangisi getirilemez?
A) Reşat Nuri Güntekin
B) Refik Halit Karay
C) Yakup Kadri Karaosmanoğlu
D) Memduh Şevket Esendal
E) Abdülhak Şinasi Hisar


11
43. ----, bir şiiri dışında hece ölçüsünü kullanmamıştır.
Birer gereç gözüyle baktığı “aruz”la “uyak”ı, yazdığı
her şiirde özenle kullanmıştır. Ayrıca aruz kusuru
yapmamak için çaba harcamıştır. Onun için ileri sürülen,
“---- gibi aruzu Türkçe sözcüklere uygulamak için
şiiri düz yazıya indirgemeyen bir şairdir.” görüşü tüm
eleştirmenlerce onaylanmıştır.
Bu parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden
hangisi getirilmelidir?
A) Yahya Kemal Beyatlı – Mehmet Âkif Ersoy
B) Halit Fahri Ozansoy – Orhan Seyfi Orhon
C) Ziya Gökalp – Mehmet Emin Yurdakul
D) Ahmet Hamdi Tanpınar – Cahit Sıtkı Tarancı
E) Faruk Nafiz Çamlıbel – Arif Nihat Asya
44. Özellikle, yarattığı karakterlerle ünlenen, daha çok
kadınlar arasından seçtiği kişileri bütün psikolojik
incelikleriyle ustaca canlandıran yazarımız ----.
Bu cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden
hangisi getirilmelidir?
A) Yakup Kadri Karaosmanoğlu’dur
B) Halide Edip Adıvar’dır
C) Refik Halit Karay’dır
D) Ömer Seyfettin’dir
E) Reşat Nuri Güntekin’dir
45. Önce Fecr-i Âtî’ye girip onun sanat anlayışına uygun
şiirler yazmış olan ----, 1911’den sonra, şiirlerini “Yeni
Lisan” anlayışıyla yazmaya başladı. Ömer Seyfettin
ve Ziya Gökalp ile birlikte “Yeni Lisan”ı açıklamaya
çalıştı. Kısa bir süre içinde heceyle yazmaya başladı.
Şiirlerinin bir kısmını Geçtiğim Yol adlı kitapta topladıktan
sonra, şiiri de bırakarak edebî incelemelerle
uğraştı.
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden
hangisi getirilmelidir?
A) Faruk Nafiz Çamlıbel B) Yusuf Ziya Ortaç
C) Ali Canip Yöntem D) Orhan Seyfi Orhon
E) Hamdullah Suphi Tanrıöver
46. Peyami Safa, Tanzimat’tan itibaren Türk romanının
değişmez ana konularından biri olan yanlış Batılılaşmanın
toplumsal yapıda yol açtığı yıkımları hemen
hemen bütün yapıtlarında işler. Bunlardan biri
olan ---- adlı yapıtında, farklı kültürleri, dünya görüşlerini
ve yaşama biçimlerini anlatır. Özellikle Doğu ve
Batı çatışmasını yansıtmayı amaçlayan romanın iletisi,
roman kahramanlarından Neriman’ın yaşadığı bunalımlar
ve iç çatışmalar yoluyla biçimlendirilir.
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden
hangisi getirilmelidir?
A) Bir Tereddüdün Romanı
B) Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
C) Mahşer
D) Fatih-Harbiye
E) Yalnızız
47. Servet-i Fünûn Döneminde yaşadığı hâlde bu topluluğun
dışında kalan, yönelim ve yaratılarıyla bu topluluktan
ayrı özellikler taşıyan sanatçılarımızdan biri de
----. Onun ayna tuttuğu yaşam kesiti, Servet-i Fünûnculardan
ayrıdır. Servet-i Fünûncular varsıl, aydın kesimin
köşk ve konak yaşamının görüntüleriyle oluşturmuşlardır
yapıtlarını. Onun anlattığı yaşamsa İstanbul’un
yoksullarının ya da orta sınıfının yaşamıdır. Kimi
romanlarında eski İstanbul yaşamının betimlemelerine
de rastlarız. Örneğin Cehennemlik ve Metres’te,
boğaziçi yalılarındaki; İffet, Şıpsevdi ve Tesadüf’te,
Aksaray’daki yaşamı anlatır.
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden
hangisi getirilmelidir?
A) Hüseyin Rahmi Gürpınar’dır
B) Ahmet Râsim’dir
C) Reşat Nuri Güntekin’dir
D) Hüseyin Cahit Yalçın’dır
E) Halit Ziya Uşaklıgil’dir


12
48.
I. Sergüzeşt
II. Araba Sevdası
III. Felâtun Beyle Râkım Efendi
IV. Mâî ve Siyah
V. Mürebbiye
Yukarıdaki yapıtlardan hangilerinde Batılılaşmanın
yanlış anlaşılmasının yarattığı sonuçlar işlenmiştir?
A) I. ve II. B) I. ve IV. C) II. ve III.
D) III. ve V. E) IV. ve V.
49. Türk edebiyatının en iyi romanlarından olan ----,
1949’da kitap olarak basılır. ---- İstanbul’a olan derin
sevgisini yansıttığı bu romanında, Mümtaz ile Nuran’ın
aşkı çerçevesinde eski-yeni, Doğu-Batı ve aşk
ile toplumsal sorumluluk arasındaki çatışmayı ve bu
çatışmaların doğurduğu bireysel bunalımları irdeler.
Bu parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden
hangileri sırasıyla getirilmelidir?
A) Baba Evi – Orhan Kemal
B) Huzur – Ahmet Hamdi Tanpınar
C) Küçük Ağa – Tarık Buğra
D) Bir Düğün Gecesi – Adalet Ağaoğlu
E) Yorgun Savaşçı – Kemal Tahir
50. Çağdaş Türk şiirinin bütün dönemlerini, bütün akımlarını
kapsayan ortak özelliklerin başında dil gelir. Bu
şiirlerin dili yapay bir dil değil, konuşulan Türkçedir.
Arada, konuşulan Türkçeden zorlama bir öz Türkçeye
ya da divan edebiyatının inceliklerine kapılarak Osmanlıcaya
yönelenler olmuştur. Ama bunlar sayılı örneklerdi.
Genellikle, her gün yeni bir inceliği keşfedilen
konuşma dilimiz işlenmiştir.
Aşağıdakilerden hangisinin dil tutumu bütün
yönleriyle, bu parçada anlatılanlarla uyuşmaz?
A) Faruk Nafiz Çamlıbel
B) Fazıl Hüsnü Dağlarca
C) Cahit Sıtkı Tarancı
D) Mehmet Emin Yurdakul
E) Ahmet Hâşim
51. Aşağıdakilerin hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?
A) Epik şiirin ustası olan Fazıl Hüsnü Dağlarca, Kurtuluş
Savaşı ile ilgili destansı, lirik şiirleriyle tanınır.
B) Metafizik konularla ilgilenen Necip Fazıl Kısakürek,
uzun yıllar Büyük Doğu adlı dergiyi çıkarmış;
tarih, medeniyet, Batılılaşma ve politika konularında
yazılar yazmıştır.
C) Ahmet Muhip Dıranas, öykülerinde şiirsel bir söyleyişe,
insanlar arasındaki sıcak ilişkilere yer
vermiştir.
D) Arif Nihat Asya, yurt, millet ve bayrak sevgisiyle
ilgili şiirler yazmış; şiirleriyle millî duyguları harekete
geçirmiştir.
E) Orhan Veli Kanık, şairane söyleyişlerden, basmakalıp
söz ve benzetmelerden kaçınmış; gündelik
yaşamı, günlük konuşma diliyle, esprili bir
biçimde anlatmıştır.
52. Aşağıdakilerin hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?
A) Bilge Karasu, Yeni Yalan Zamanlar’da büyük ölçüde
kadın sorunlarını somutlayıcı bir tutumla
yansıtmaya çalışmıştır.
B) Romanlarında bilinç akışı, iç monolog gibi yeni
anlatım teknikleriyle kendine özgü bir yol bulan
Adalet Ağaoğlu’nun ilk romanı, Ölmeye Yatmak’tır.
C) Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar romanı, ele aldığı
konu, konuyu işleyiş tarzı ve kullanılan yeni anlatım
teknikleri bakımından dikkate değer nitelikler
taşır.
D) Yusuf Atılgan’ın Anayurt Oteli adlı romanı, aynı
otelde kâtiplik yapan Zebercet adlı kahramanın
ruhsal dünyasının açığa çıkarılması üzerinde şekillenir.
E) Toplumcu gerçekçi tutumla bireyin iç dünyasına
kapanışını birlikte anlatan Haldun Taner, Şişhaneye
Yağmur Yağıyordu, On İkiye Bir Var adlı kitapları
ile ödül almıştır.


13
53. Göğsü bağrı açıktı. Elinde orak vardı. Ekin biçiyordu.
Yüzünü toprağa, sırtını güneşe vermişti. Tarladaki
ekini kurtarmaya çalışıyordu. Sırtında kaput bezinden
bir iç gömleği vardı. Dışlığı yoktu. İç gömleği kirden
meşine dönmüştü. Elindeki orak küçüktü, koç boynuzu
kadar bir şeydi. Bu yılın buğdayı geçen yılın buğdayından
uzun gibi geliyordu gözüne. Dizine çıkmıyordu
ama kıraçta ne buğdaylar olmuştu bundan
boysuz. “Biz bu cenabet topraklarda çok buğdaylar
gördük bacaksız, çok arpalar biçtik cüce.” dedi içinden.
Adam usta orakçıydı. Ama ustalık para etmiyordu
kıracın ortasında. Bunalıyor, ikide bir dikiliyor,
elini kalçasına koyup küçük, kaplumbağa gözlerini kısarak
aşağılara, yola bakıyordu. Gelip geçen
“otopos”ları izliyordu. Ama çok dikelemiyordu, karısı
mız mız ediyor, oğlu kararıyordu. Gözünün kuyruğuyla
baksa anlardı. Yüzde yüz kızıyorlardı.
Bu parçadan edebiyatımızdaki toplumcu gerçekçi
hikâye ve roman anlayışıyla ilgili aşağıdaki özelliklerden
hangisi çıkarılamaz?
A) Köye ve köylüye yönelme anlayışı benimsenmiştir.
B) Kişiler iç ve dış dünyasıyla birlikte ele alınmıştır.
C) Sorunların yansıtılması amaçlanmıştır.
D) Gözleme dayalı bir anlatım söz konusudur.
E) Halkı aydınlatma amacı güdülmüştür.
54. Dünya edebiyatında, Rus yazarı Çehov’un öncüsü olduğu,
anlatımı olaya yaslandırmayan, geleneksel anlamda
serimi, düğümü, çözümü olmayan bir öykü türüdür
durum öyküsü.
Aşağıdaki yazarlardan hangisi özellikle bu öykü
türünde ürün vermemiştir?
A) Memduh Şevket Esendal
B) Sait Faik Abasıyanık
C) Vüsat O. Bener
D) Ömer Seyfettin
E) Oktay Akbal
55. Aşağıdakilerden hangisi modernizmi esas alan
yapıtların belirleyici özelliklerinden biri değildir?
A) Okurların merak duygusunun kamçılanması
amaçlanır.
B) Yaşamın çok boyutlu ve kavranması zor gerçeklerden
oluştuğu savunulur.
C) Anlatıcı, büyük ölçüde birey bilinciyle kendi
“ben”ini öne çıkarır.
D) Topluma ait değerleri yansıtma amacı yoktur.
E) Anlatılanlar kişilerin iç dünyasının süzgecinden
geçirilerek verilir.
56. Bazen düşünüyorum da eğer benim yazdıklarım hayatla
ilgili değilse insanların yaşadığı nasıl bir dünya?
Bana göre, tüm kitaplarım gerçeği yansıtıyor. Ama
hangi gerçeği? Benim gördüğüm gerçeği.
Bu parçada sanat anlayışını belirten yazarın aşağıdaki
akımlardan hangisine bağlı olduğu söylenebilir?
A) Natüralizm B) İzlenimcilik C) Klasisizm
D) Gerçeküstücülük E) Sembolizm


LİSANS YERLEŞTİRME SINAVI - 3 (LYS-3)
26 HAZİRAN 2010
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI TESTİ
A KİTAPÇIĞI
1. B
2. A
3. C
4. D
5. B
6. E
7. C
8. A
9. D
10. B
11. E
12. A
13. C
14. B
15. E
16. A
17. D
18. B
19. C
20. A
21. E
22. B
23. A
24. D
25. C
26. A
27. B
28. D
29. E
30. C
31. A
32. B
33. E
34. D
35. C
36. B
37. E
38. C
39. A
40. D
41. C
42. E
43. A
44. B
45. C
46. D
47. A
48. C
49. B
50. E
51. C
52. A
53. E
54. D
55. A
56. B


comments powered by Disqus

ygs lys



YGS LYS

Sınavlarla İlgili Canlı Sohbet ve Soru/Cevap Bölümü

Şu an sitede kişi var.



Yukardaki canlı sohbette kimse yoksa facebook sayfamıza üye olup sorunuzu duvarımızda sorarak yüzlerce kişiye ulaşabilirsiniz. Üstelik üyeliğinizle birlikte en son gelişmelerden anında haberdar olacaksınız. Bunun için sayfanın en altındaki beğen butonuna tıklamanız yeterli.

Sitemize Üye Olun

Son gelişmelerden anında haberiniz olsun !

Facebook sayfamıza üye olun

Mail adresinizi yazıp üye olun,
gelişmeler mailinize gelsin:


ygslys.blogcu.com facebookta